1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Giriş Kayıt

GİRİŞ YAP

Username
Şifre *
Beni hatırla

YENİ HESAP EKLE

(*) ile işaretli alanlar zorunludur .
Name
Username
Şifre *
Şifre Doğrula *
Email *
Email Doğrulal *
Captcha *

Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerinde kamu diplomasisinin rolü

vedat_demir“Kamu diplomasisi kavramı son dönemde uluslararası ilişkilerin yeni bir yöntemi olarak kullanılmaya başlamıştır. Devletler ve resmi kurumlar arasındaki ilişkilerle yürütülen klasik diplomasinin yerini, halklardan halklara, sivil toplum kurumları ve çeşitli toplum kuruluşlarıyla yürütülen kamu diplomasisi almıştır. Kültür, sanat, siyaset, ekonomi gibi unsurlar ve ülke halklarının sempatisini kazanmaya yönelik faaliyetler kamu diplomasisinin en önemli vasıtaları haline gelmiştir.

Bu çerçevede, Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağlarının çok kuvvetle olduğu komşu ülkelerle ilişkilerinde kamu diplomasisinin kullanımı, bu ülkelerin halkları arasında önemli bağlar kurulmasını temin edecektir. Halklar arasında oluşan bu bağların, devletlerarası ve milletlerarası ilişkilere olumlu manada akisleri olacaktır. Bu çalışmada, kamu diplomasisinin Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerine katkısı incelenecektir…”

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vedat Demir’in makalesinin tam metnini okumak için lütfen aşağıdaki başlığın üzerine tıklayınız:

KAMU DİPLOMASİSİ VE TÜRKİYE’NİN KOMŞU ÜLKELERLE İLİŞKİLERİNE KATKISI

Siyasal İktidar ve Anayasa…

anayasa-mahkemesi“Klasik anayasa hukukunda devlet-temelli bir yaklaşım benimsenir. Biz bu makalede, “devlet” kavramını değil, (siyasi) iktidar kavramını referans olarak alacağız. Kuşkusuz “siyasi iktidar” kavramına yaptığımız bu vurgu, klasik anayasa hukuku çalışmalarında “siyasi iktidar” kavramının tamamen ihmal edildiği anlamına gelmemektedir. Klasik anayasa hukuku literatüründe de, siyasi iktidar kavramına yer veren çalışmalara rastlanmaktadır, ancak bu çalışmaların hiç birinde, siyasi iktidar kavramsal bir çerçevenin kurucu unsuru olarak ele alınmamaktadır. Bizim bu makalede ortaya koymaya çalışacağımız çözümleme esas olarak bu noktada klasik anayasa hukuku çalışmalarından ayrılmaktadır. Bizim burada temel amacımız, siyasi iktidar kavramından yola çıkarak, anayasa hukuku sorunlarını kapsayıcı bir bakış açısıyla anlamamıza / anlatmamıza yardımcı olabilecek bir anayasa tanımına ulaşmaktır…”

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Gönenç’in AÜHFD’de yayınlanan (2007) makalesinin tam metnine aşağıdaki başlığın üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz:

SİYASİ İKTİDAR KAVRAMI BAĞLAMINDA ANAYASA ÇALIŞMALARI İÇİN BİR KAVRAMSAL ÇERÇEVE ÖNERİSİ

Halk Kültürünün Ülkelerin Tanıtımına Katkısı

Prof. Dr. Erman ARTUN

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

turkeylogoDünya genelinde uluslararası diyalogların temelinde kültür ilişkileri önemli bir yer tutmaktadır. Ulusların birbirlerini yakından tanımaları arzusu çerçevesinde soruna bakıldığında kültürel değerlerin özellikle halk kültürünün ön plana çıktığı görülmektedir.

Zengin halk kültürü değerlerimizin belirlenmiş kültür politikaları doğrultusunda uluslararası alanda ülkemizin tanıtımında kullanılması, zaman kaybetmeden hayata geçirilmesi gereken bir olgudur. Bildirimizde halk kültürünün uluslararası ilişkilerde ülkemizin tanıtımında nasıl kullanılacağı sorusuna yanıt aranacaktır.

Kültür, bireyin toplumun bir üyesi olarak iletişim kurmasına, belirli davranışları ve olayları yorumlamasına ve değerlendirmesine yardımcı olan değerler, fikirler ve semboller dizisidir. Kültür, insanların yarattığı değer sisteminin ahlak, sanat, sembol, inanç, gelenek ve göreneklerin karışımı olarak tanımlanır. Bu sınıflandırmalar ulusal, dinsel, tarihsel, coğrafi v.b. olabildiği gibi; genel kültür, halk kültürü gibi sınıflandırmalar olabilmektedir.

İnsanın bir toplum üyesi olarak varlık kazanması, ancak bir kültürü benimsemesi, özümsemesi ile mümkündür. Kültür de bireyin doğuştan getirdiği bir öğe değil, sonradan öğrenerek kazandığı davranış biçimlerinin bütünüdür. Eğer kültürel öğeler bir kuşaktan diğerine geçiyorsa, diğer bir deyişle sürekli ise, onun her kültürde ortak nedenleri ve sonuçları vardır. Toplumlar birikmiş bilgi, davranış biçimi, beceri ve deneyimlerini kuşaktan kuşağa aktardığı için belli bir tarihe sahip devingen yapılanmalardır. Böylelikle kültür de geçmişin mirası olarak, günümüzden geleceğe aktarılan devingen ve sürekli bir miras olarak toplumla birlikte varlığını korumaktadır.

Bir toplumun bireylerinin hakim inançları, değerleri, hareket biçimleri, o toplumun kültürünü oluşturan parçalarıdır. Toplumların genel özellikleri kültürleri ile belirlenir. Söz konusu genel özellikleri paylaşan toplumu oluşturan bireylerin tümüne de halk denir. Halk, genel anlamda da bir ülkenin bütün nüfusunu dile getirir. Üretim sürecinde tarihi yapan ve toplumu geliştiren koşulları hazırlayan halktır. Halkın üretim etkinlikleri, toplumun yaşama ve gelişmesinin kesin koşuludur. Üretici halk olmadıkça toplumda kültür var olamaz. Sözü edilen halk kavramının oluşturduğu kültüre de halk kültürü denir.

Çağımızın sanayi-kent toplumu koşullarında toplumlar arasındaki iletişim, çok büyük ölçüde basın, radyo, televizyon, internet, sinema, tiyatro, v.b. kitle iletişim araçlarıyla sağlanmaktadır. Günümüzün gelişen toplumlarında modern teknolojinin de getirdiği olanaklarla kitle iletişim araçlarını üst düzeyde kullanan medyanın toplumu istediği gibi yönlendirme olanaklarına da sahip bulunduğunu söylemek mümkündür.

Son yıllarda bu iletişim araçlarında gerçekleşen olağanüstü hızlı gelişim ve etkinleşme hala bütün hızıyla sürüyor. Bunun nerede duracağını kestirmekse çok güç. Bu iletişim devriminin insan ve toplum yaşamı üzerinde doğuracağı sonuçlar da henüz yeterince kestirilebilmiş değildir.

İletişim eskiden yalnız haberleşme kesimiyle sınırlıyken şimdi işletmelere, kültüre hatta aileye kadar her alana girmiştir. Günümüzde iletişim denilince çok dallı karmaşık bir ağ akla gelmektedir. Noktadan noktaya iletişim telefon, noktadan kitleye iletişim radyo, televizyon, yazılı iletişim ise gazete, dergi vd.dir. İletişim sistemleri her geçen gün artınca bütün iletişim sistemlerini içine alan kitle iletişim araçları anlamına gelen “medya” terimi türetilmiştir.

Medya günümüzde toplumsal yaşamla bütünleşmiştir. Medya kamuoyunu dileği gibi yönlendirebilecek güçtedir. Bir sektör haline gelmiş olan medya elindeki büyük gücün farkına varan yatırımcıların ilgi odağı olmasının ötesinde büyük yatırımların yapıldığı bir sektör haline gelmiştir. Çok geniş kitlelere yazılı, görsel-işitsel ortam ve araçlarla ulaşır olması kamuoyu üzerindeki etkisini de o denli arttırmıştır.

Dünyada bütün ülkeler artan seyahat olanaklarını değerlendirmek ve turist çekebilmek için kendilerini tanıtmak amacıyla kullandıkları reklam araçlarında halk kültürü öğelerini sık sık kullanmaktadırlar. Turisti eğlendirmenin en iyi yolu halk kültürünün eğlence biçimlerini sunmak olmaktadır. Turiste halk kültürünün bir parçası olan mutfak ürünleri sunulmaktadır. Turist, ülkesine dönerken hediyelik alışverişini halk el sanatlarından yapmaktadır. Böylelikle turizm alanında halk kültürü ürünlerinin büyük bir sektör oluşturduğu söylenebilir. Bu da ekonomik kazancı arttırmak amacıyla medyanın halk kültürü ürünlerini kullanmasını gerektirmektedir.

Toplumsal değerleri içeren halk kültürü ve medya ilişkisi, uluslararası ilişkilerde çok önem verilmesi gereken konulardan biri olarak küresel arenada yerini almıştır. Uluslar arası kültürel farklılıklar, yabancı kültürlere ilgi duyan insanların ilgisini çekmekte sonra uluslar arası ilişkilerin başlamasını sağlamaktadır.

Medya gücüyle halk kültürünü kullanarak uluslar arası alanlarda yeni ilişkiler kurulabilir. Son yıllarda halk kültürü öğelerinin içerisinde yer alan ve aynı zamanda güçlü görsel ve işitsel özellikleri gereği gösterim ve sahneleme olanaklarının çokluğu nedeniyle halk dansları toplulukları ya da dans gösterilerinde halk dansları adımlarını kullanan topluluklar ulusların tanıtımında önemli rol oynuyorlar.

Dünyanın sınırlarının küçüldüğü ve tek pazar haline geldiği bir ortamda pazarlama çabalarının halk kültürü ve değerleri ile yakından ilişkili bir hale geldiği söylenebilir. Pazar alanının bir mal/hizmet ve bilgi için alışveriş alanı olduğu kadar, kültürel etkileşim ve değişim yeri olduğu gerçeğinin farkına varılmıştır.

Küreselleşmeyle kültürel çeşitlilik tek biçime doğru giderken bir yandan da yerel kültürlere ilgi ve merak artmıştır. Bu ilgi yeni stratejik yapılanmalar ortaya çıkarmış, özellikle turizm ve ülke tanıtımlarında yerel kültür zenginliği tanıtım amaçlı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Küreselleşmenin en çok hissedildiği alanlardan birisi kültür alanı iken, iletişim ve ulaşım kaynaklarını elinde tutan devletlerin kültürleri çok rahat bir şekilde baskın duruma geçebilmektedir. Halk kültürünü ihraç eden ülkeler, bu hususdan adeta ihraç malları artmış kadar memnun olmakta ve durumu teşvik etmektedirler. Bu durum onlar için kendi etki sahalarının genişlemesi ve kendilerine yakın grupların artması anlamına gelmektedir.

Küreselleşme her kültürden bir çok değeri ortadan kaldırmaktadır. Ancak kültürel erozyon, küresel dinamikleri ellerinde bulunduramayan ülkelerin kültürlerinde olmaktadır. Hızlı küreselleşme olgusu gelecekte bir çok kültürü yok edecektir. Kentleşme, sanayileşme sürecinde köyden kente taşınamayan kentteki kültür değişmeleri nedeniyle sürdürülemeyen kültür çeşitliliği yavaş yavaş yok olmaya başlamıştır.

Dünyanın her toplumundaki bireyler kendi özgün kültürlerinde bulamadıkları ve göremediklerini dünya kültüründe bulmakta ve kendilerini bu kültürle özdeşleştirmektedir. Küreselleşme, en küçük bir kültürel farklılığı bile vurgulayarak, elektronik medya aracılığı ile bunu tüm dünya kamuoyunun dikkatine sunarak, kültürel farklılıkların korunması ilkesi anlayışını yaygınlaştırmaktadır. Küreselleşmenin kültürel ayağının ikinci sonucu, özellikle tüketici davranışını etkileyerek, dünya çapında kültürel bir örnekliğin önünü açmış olmasıdır (Kongar,1997:3).

İnsanoğlunun yaradılışında var olan görme ve öğrenme isteği, ekonomik, kültürel etkenlerle eski çağlardan bu yana bazı insanları seyahate zorlamıştır. Zamanla bütün dünya insanlarını etkileyen turizm olgusu bu gün çok büyük boyutlara ulaşmış ve endüstri haline dönüşmüştür. Bir ülkenin halk kültürüyle turizmi arasında olmazsa olmaz bir bağ vardır.

Türkiye’de son elli yıldan bu yana gelişmekte olan turizm sektörü günümüzün en önemli sektörlerinde biri haline gelmiştir. Dünyadaki toplumsal ve ekonomik gelişmeye paralel olarak kişisel gelir düzeyinin yükselmesi, ulaşım araçlarının hız ve kapasite olarak artış göstermesi, enformasyon ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi, çalışma süresinin azalması, ücretli tatillerin artması, turizm gelişimini etkileyen faktörler arasında yer almaktadır.

Halk kültürünün turizm açısından değerlendirilmesi daha çok tatil amaçlı gezilerde, kültürel amaçlı sanatsal, dinsel, bilimsel toplantılar, kongreler, spor amaçlı etkinlikler ve turistik tesislerde öne çıkmaktadır.

Türkiye coğrafi konumu, sahip olduğu doğal, kültürel ve tarihi zenginliklerinin değerlendirilmesi sonucunda ülke ölçeğinde konulan turizm stratejileriyle gelişerek dünyanın sayılı turizm ülkelerinden biri olmuştur. Halk kültürü değerlerinin uluslar arası ilişkiler açısından nasıl kullanılacağı konusu göz ardı edilmiştir. Halk kültürünün uluslar arası ilişkilerde kullanılması halk kültürünün tanıtılması politikalarında geç kalındığı için bir çok hatalara düşülmüştür.

Türkiye’ye gelen turistlerle ilgili yapılan araştırmalara bakıldığında azımsanmayacak ölçüde turistin kültürel değerleri görmek için geldiği anlaşılacaktır. Turizme arkeolojik miras, doğal güzellikler, tarihi mirasın dışında kültürel değerler kaynaklık eder. Bu değerlerin turizm sektörü aracılığıyla, kültürün özünü bozmadan nasıl en doğru şekilde verileceği sorusunun cevabı aranmalıdır.

Halk kültürünün nitelikleri, kültür çevreleri yeterince bilinmediği için turizm sektöründe, Türk kültürünün tanıtımında büyük yanlışlıklara düşülmektedir. Bu durum binlerce yılda oluşan kültüre yarardan çok zarar vermektedir. Anadolu kültürüyle ilgili araştırmalara baş vurulmadan kulaktan dolma bilgilerle, günü kurtaran, “turist nasıl olsa bilmez” yanlış anlayışıyla sözde tanıtımlara sık sık rastlıyoruz. Hediyelik eşya satışlarında aslıyla ilgisi olmayan, Türk kültürünü yansıtmayan örnekler her geçen gün artmaktadır.

Türkiye halk oyunları yönüyle çok zengindir. Bu oyunların turizm sektöründe değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Otel gösterilerinde halk oyunlarının sunulması, tanıtım sağlaması yönüyle Türk kültürüne ve turizmine hizmet etmektedir. İnsanların boş zamanları, çalışma sürelerinin azalması, izinlerin artması, insan ömrünün uzaması nedeniyle sürekli olarak artmıştır. İşten artan zamanın büyük bölümü hoş zaman geçirecek uğraşlarla doldurulmaktadır (Meadel,1994:502).

Her toplumun kendine özgü bir mutfak kültürü vardır. Türkiye çok zengin bir mutfağa sahiptir. Anadolu’nun sahiplik yaptığı bir çok uygarlığın yemek kültürleri de Türk mutfağını beslemiştir. Turist gittiği ülkenin her tür zenginliğini merak ederken mutfağını da tanımak isteyecektir. Türk mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biridır. Yiyecek ve içecek maddesi kaynaklarının bolluğu ve çeşitliliği, ülke turizminin ayrılmaz bir parçası olarak görülen Türk mutfağının zenginliğinin başlıca sebeplerinden biridir. Aynı zamanda tarih boyunca çok çeşitli milletlerle iç içe yaşamış, yiyecek ve içecek kültürü alışverişinde bulunmuş olması da ülke mutfağını zenginleştiren bir başka etkendir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı sarayları, Türk mutfağının zenginleşmesinde ve sofra düzeninde önemli rol oynamıştır. Türkiye'nin çeşitli yörelerinde yüzlerce çeşit yemek yapılmakta, tüm bölgelerde ve illerde beslenme kültürü ile yemek çeşit ve pişirme teknikleri de büyük farklılıklar göstermektedir. Her yörenin kendine özgü tanınmış kebaplarının yanı sıra, hamur işleri ve sulu yemekleri de çok yaygındır.

Dış Tanıtım Türkiye açısından özellikle büyük önem taşımaktadır. Türkiye son on beş yıllık dönem içerisinde turizm sektöründe çok büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerlemeyi gerçekleştirebilmek için gerek alt - yapı gerekse üst - yapı alanlarında çok büyük harcamalar yapılmış, girişimcilere önemli miktarlarda teşvikler verilmiş ve kolaylıklar sağlanmıştır. Bu dönemde yapılan harcamaların önemli bir bölümünü de dış tanıtım harcamaları oluşturmuştur. Türkiye hem tarihten gelen ve belirli çevrelerde hala varlığını koruyan yanlış ve olumsuz imajını düzeltebilmek, pek çok kişi ve kuruluş tarafından aleyhine yürütülen kampanyaların etkinliğini azaltabilmek hem de kendi değerlerini, hedeflerini, ilkelerini, insanının pek çoklarında bulunmayan olumlu özelliklerini anlatabilmek amacıyla dış tanıtım faaliyetlerinde bulunmuştur ve bulunmaktadır. Bu çalışma dahilinde dış tanıtım kavramı teorik olarak belirli açılardan ele alınmış ve Türkiye’nin dış tanıtım faaliyetleri nedeniyle yapmış olduğu harcamaların etkinliği de ölçülmeye çalışılmıştır.

Tanıtma, bir ülkenin kamuoyunda olumlu bir imaj yaratmak amacıyla çeşitli iletişim tekniklerinden yararlanarak açık, sürekli ve yoğun şekilde yürütülen bilgilendirme faaliyetleridir ( Hacıoğlu 1992 : 125 ). Dış tanıtım ülke hakkında olumlu bir imaj oluşturmak, varsa yanlış düşünce ve önyargıları ortadan kaldırmak, bütün bunların sonucunda da bir ölçüde de olsa ekonomik kazanç sağlamak amacıyla reklam, halkla ilişkiler, propaganda ve enformasyon gibi yöntemler kullanarak, hedef kitlelere yöneltilen aydınlatıcı faaliyetler olarak tanımlanmaktadır.

Turizm talebi konusunda yapılan birçok araştırmada dış tanıtım önemli bir değişken olarak saptanmıştır. Reklam ve propaganda gibi araçlardan yararlanılarak gerçekleştirilen dış tanıtımın talep üzerindeki en önemli etkisi, bir turistik bölge ya da ülke konusunda tüketiciyi haberdar etmesi ya da bilgi vermesidir. Bu faktörün mevcut turizm talebini artırmaya yönelik etkisi olacağı gibi, potansiyel talebi de harekete geçirme gücü vardır. Potansiyel turistleri efektif turistler haline getirme amacı güden, bir ülkenin veya bölgenin turizm değerleri hakkında bilgi vererek görmeye ikna edecek nitelikteki çalışmalara, gayretlere turizm propagandası adı verilir.

Başlıca tanıtım araçları, dış tanıtımın yürütülmesi sırasında kullanılan Reklam, Propaganda, Halkla İlişkiler ve Enformasyon faaliyetleridir. Reklam, firmanın ya da aracı kullanan örgütün hedeflenen kitlelere, alıcılara, inandırıcı haberleşmeyi yaydığı önemli faaliyetlerden birisidir. Reklam, açık firma adı altında, ücretli araçlar yolu ile yönetilen, kişisel olmayan haberleşme biçimlerinden oluşur ( Kotler 1984 : 322 ).

Halkla ilişkiler, temas halinde bulunulan muhtelif kitlelerle iyi ilişkilerin kurulması, kamuoyunda olumlu bir imajın oluşturulması, uygun olmayan dedikodu, söylenti, olayların ortadan kaldırılması faaliyetidir ( Kotler 1994: 508 ).Halkla ilişkiler ürünler, insanlar, mekanlar, fikirler, faaliyetler, organizasyonlar ve hatta toplumlar ile ilgili olarak kullanılabilir. Ülkeler halkla ilişkileri daha fazla turist ve yabancı yatırımcı çekmek, uluslararası destek sağlamak amacı ile kullanırlar.

Enformasyon bir durum ve olay hakkında, bir kaynaktan bir hedefe, onu aydınlatmaya dönük her türlü bilgi iletilmesi sürecidir. Enformasyon aydınlatma işlevini, o ülke toplumunun politik, ekonomik, sosyal ve kültürel yapısına göre değişik statü, yön ve içeriklerde yerine getirir. Bir kısım ülkede enformasyon kısmen özel sektör, kısmen de kamu sektörünün elinde iken, diğer bir kısım ülkelerde tümüyle devletin kontrolü altında gerçekleştirilen bir faaliyettir ( İnceoğlu 1985 : 55 ).

Dış tanıtım turizm açısından önemlidir. İnsanların ilgilerini bir ülkenin, bölgenin mal ve hizmetleri üzerine çekmek, onlara bu konuda bilgi vermek, eğitmek, bazı telkinlerde bulunarak hafızada bir imaj yaratmak, zihinlerde bir inanç meydana getirmek suretiyle turistik mal ve hizmetleri satın almaya yöneltmek, böylece, kısmen sosyal fakat sonuçta ekonomik çıkara ulaşmak için yararlanılan teknikler bütünüdür ( Oral 1994 : 12 ). Dış tanıtım sayesinde insanların dikkatini turistik mal ve hizmetlerin üzerine çekme, onlara bu mal ve hizmetlerin fiyatları, özellikleri, kaliteleri gibi konularda bilgi verme, telkinde bulunma ve bunun sonucunda da hedef kitle veya kitlelerin nezdinde olumlu bir imaj yaratma şansına sahip olunabilmektedir.

Kültür Bakanlığı, Türkiye’nin tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtılması amacı ile, bu değerlerin yurt dışında sergilenmesine yönelik olarak, yurt dışında sergiler düzenlemekte, bünyesinde bulunan sanatçıların yurt dışında gerçekleştirdikleri temsillerle ülkenin tanıtımına olumlu yönde katkıda bulunmaktadır.Ülkenin imajı ve bu imajı olumlu yönde geliştirecek tanıtma faaliyetleri Türkiye’ye yönelik turizm talebini etkileyen önemli bir unsur olarak nitelendirilebilir. Ülke tanıtımına yönelik çabaların etkili olması, ülkeye yönelik turizm talebinin artmasına neden olacaktır.

Sonuç: Bütün dünyada farklı kültürler cazibe merkezidir. Halk kültürü ürünlerini tanıtarak uluslar arası platformlara taşıyan devletler uluslar arası ilişkilerde başarılı olmuşlardır. Dünyanın her toplumundaki bireyler kendi özgün kültürlerinde bulamadıkları ve göremediklerini dünya kültüründe bulmakta ve kendilerini bu kültürle özdeşleştirmektedir. Küreselleşme, en küçük bir kültürel farklılığı bile vurgulayarak, elektronik medya aracılığı ile bunu tüm dünya kamuoyunun dikkatine sunarak, kültürel farklılıkların korunması ilkesi anlayışını yaygınlaştırmaktadır. Küreselleşmenin kültürel ayağının ikinci sonucu, özellikle tüketici davranışını etkileyerek, dünya çapında kültürel bir örnekliğin önünü açmış olmasıdır (Kongar,1997:3).

Medya, halk kültürü ürünlerinin sergilendiği, sunulduğu, tanıtıldığı önemli elektronik ortamdır. Elektronik kültür ortamının en etkili aracı internet ve tv. dir.Farklı iletişim araçlarıyla geleneksel hal kültürü ürünleri medyanın büyülü dünyası aracılığıyla yurt dışına taşınarak uluslar arası ilişkilerde geniş tanıtım olanağı sağlar. Medya, iletişim yoluyla uluslar arası boyutta yayın yapan kanallar aracılığıyla halk kültürü ürünlerinin daha etkin bir şekilde diğer ülkelerle paylaşılmasını sağlarken uluslar arası tanıtıma hizmet eder. Medya ve iletişim alanında çalışanlarla halk bilimciler ve kültür bilimcilerle yürütecekleri ortak çalışmalar yeni yaklaşımlar, bakış açısı yorumlar ortaya koyacakları uluslar arası ilişkiler olumlu olacaktır.

Araştırmalara dayanmayan, ticari amaçlarla günü kurtarmaya dayanan halk kültürü tanıtımları yarardan çok zarar getirecektir. Anadolu kültürüyle ilgili araştırmalara başvurulmadan kulaktan dolma bilgilerle, günü kurtaran, “Yabancı nasıl olsa bilmez.”yanlış anlayışıyla sözde tanıtımlara sık sık rastlıyoruz. Bugün halk kültürünün uluslar arası ilişkilerde değerlendirilmesinde sorunlar vardır. Bunda konunun görmezden gelinip, araştırmalar yapılmamıştır. Konunun uzmanı olmayan halk kültürünün gönüllü taşıyıcıları olan iyi niyetli derlemecilerin bireysel gayret ve çabaları yetmemektedir.

Mutfak kültürü, halk oyunları, şenlikler ve eğlenceler, el sanatları, giyim kuşam, müzik, maddi kültür, mevsimlik törenler: Hıdrellez ve Nevruz, yaylacılık, seyirlik oyunlar, cirit, yağlı güreş, inanç merkezleri, Karagöz ve Hacivat, âşıklık geleneği ve âşık atışmaları, deve güreşi, horoz dövüşü, konar-göçer kültür, halk mimarisi, ritüel ve dinsel içerikli törenler, alternatif tıp vd. uluslar arası ilişkilerde kullanılabilir.

Halk kültürü değerlerin uluslar arası ilişkilerde nasıl kullanılacağı göz ardı edilmiştir. Halk kültürünün tanıtılması politikalarında geç kalındığı için bir çok hatalara düşülmüştür. Halk kültürüne zarar veren uygulamalar denetlenip önlenmelidir.

Ulaşım ve iletişim devrimlerinin;Dünya’yı daha küçülttüğü, insanları birbirine daha yaklaştırdığı bu çağda küresel işbirliğinin birlikte çalışıp birlikte yaşamanın insanlık için mutluluk dolu yarınlar yaratma nedeni olmalıdır. Bunun yolu uluslar arası diyalog ve işbirliğinden geçer. Tarihi mirasımızı, kültürümüzü korumak, çiçeklenerek büyüyen, can bulan bize ait tüm zenginlikler, güzellikler hepimizindir. Bunlar aynı zamanda insanlığın da ortak malıdır. Halk kültürü ürünlerin uluslararası ilişkilerde kullanılması kültürel mirasın yaşatılıp evrensel kültüre kazandırılmasına katkı sağlayacaktır.

Kaynakça

Akman, Haşim,1994, “Televizyon” Thema Larausse, Milliyet Yay.,İst.

Artun (Erman),2000, “Halk Kültürü ve Folklorun Türk Kültüründeki Yerine Kültürel Değişim ve Gelişim Açısından Bakış” Adana Halk Kültürü Araştırmaları 1, Adana, Epsilon Ofset

Baskom, William, 1963 ”Four Funtion of Folklore” akt.: Günay.1985:3), The Journal Of American Folklore S.67

Başgöz, İlhan, 1996, “ Protesto: Folklorun Beşinci İşlevi (Fonksiyonu), Prof. Dr. Umay Günay Armağanı, Ankara

Boyraz, Şeref, 2001, “Halk Kültürü Unsurlarının Televizyon Reklamlarında Kullanılması”, Milli Folklor, S.49. Feryal Mat., Ankara

Günay, Umay , 1985, ”Folklor Mahsullerinin Tabiatı” Beşinci Milletlerarası Türkoloji Kongresi. Tebliğler C. ll, İstanbul

Günay, Umay, 1996, “Folklor, Reklam ve Tarhana”, Milli Folklor, S.31-32, Feryal Matbaacılık , Ankara

Kongar (Emre) 1997, Küreselleşme ve Kültürel Farklılıklar Çerçevesinde Ulusal Kültür, Kaynak: www.kongar.org/makaleler/mak_ku.phb.

Meadel,Cecile,1994,”İletişim Araçları”, Thema Larausse, Milliyet Yay., İstanbul

Oğuz, Öcal,2001”Küreselleşme ve Ulusal Kalıt Kavramları Arasında Türk Halk Bilimi” Milli Folklor, Feryal Mat., Ankara

Özdemir,Nebi, 2001, “Halkbilimi>Kültürbilimi ve Medya”, Milli Folklor, S.49, Feryal Matbaacılık, Ankara

Yerel Yönetimler ve Sivil Toplum Örgütlerinin İşbirliği

29032011makale18 inci yüzyıldan itibaren teorik temeli oluşan “sivil toplum” kavramının “devlet”le olan ilişkisinin gelişim sürecindeki konumunu tespit ederek yerel yönetimler açısından bir değerlendirmesini yapmak büyük önem kazanmıştır. Demokratik yönetim anlayışında; halkın yönetsel işleyişe aktif katılımının sağlanması, yerel yönetimlerin demokratik ve katılımcı mekanizmalarla donatılması gereği yanında, halkın da örgütlü bir yapı sergilemesine bağlanmıştır. Bu örgütlü yapı dünyada ve Türkiye’de çeşitli adlarla tanımlanmaktadır; Avrupa ve Amerika’dan sonra Türkiye’de de etkili bir güç odağı haline gelmeye çalışan Sivil Toplum Kuruluşları (STK); yasama, yürütme, yargı ve medyadan sonra “beşinci güç”, kamu ve özel kesimden sonra “üçüncü sektör” olarak tarif edilir hale gelmiştir.

Bu açıdan etkinliği oldukça artan STK’ların örgütlü katılımı sağlamadaki başarılı çalışmaları yerel yönetimlerin gündeminde önemli yer teşkil etmeye başlamıştır. Diğer bir ifadeyle, yerel yönetimlerin yerel hizmetleri karşılamada yaşadığı sorunların yerel katılım olmadan çözülemeyeceğinin anlaşılmasından sonra yerel yönetim anlayışlarında da değişim gerçekleşmektedir. Bu nedenle son yıllarda yerel hizmetlerin yerine getirilişinde daha çok katılım ve yönetişim gündeme gelmiş, sivil toplum kuruluşlarına maddi – manevi katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada; demokrasi, katılım ve yönetişim kavramlarının yerel boyutta ele alınması ile birlikte yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşlarının gelişmiş işbirliği incelenmiştir.

Sayıştay Denetçisi Emre Okutan’ın Sayıştay Dergisi’nde (Sayı:71) yayınlanan makalesinin tam metnine başlığın üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz:

YEREL YÖNETİMLER VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN GELİŞMİŞ İŞBİRLİĞİ: İNGİLTERE ÖRNEĞİ


Yolsuzluk, Ekonomik Büyüme ve Kamu Harcamaları

Prof. Dr. Murat KARAGÖZ - Yrd. Doç. Dr. Kadir KARAGÖZ

yolsuzlukekonomikbuyumeYolsuzluk konusu, ekonomik büyüme ve kamu harcamaları üzerindeki etkilerinden dolayı özellikle son otuz yıldan beri iktisatçılar ve diğer kurumlar tarafından oldukça ilgi görmektedir. Yolsuzluk-ekonomik büyüme ilişkisi konusunda başlıca iki yaklaşım mevcuttur. Birinci yaklaşıma göre, yolsuzluklar ekonomik büyüme üzerinde olumlu etkide bulunmaktadır. İkinci yaklaşım ise yolsuzlukların ekonomik büyümeyi sekteye uğratacağını ileri sürmektedir. Diğer taraftan birçok çalışmada yolsuzluğun ekonomik büyümeyi kamu ve yabancı yatırım harcamaları yoluyla etkilediği ortaya konulmuştur. Bu nedenle yolsuzluk, ekonomik büyüme ve kamu harcamaları arasında çok-yönlü bir ilişki bulunması akla uygundur. Bu bağlamda anahtar kavram ise kurumsal kalitedir. Bu çalışmada, yukarıda bahsedilen etkileşim göz önünde bulundurularak Türkiye örneğinde yolsuzluk, ekonomik büyüme ve kamu harcamaları arasındaki ilişki ekonometrik yöntemler kullanılarak araştırılmaktadır. Analiz sonuçları ekonomik büyüme ile yolsuzluk arasında, büyümeden yolsuzluğa doğru bir nedensellik olduğunu, kamu harcamaları ile yolsuzluk arasında ise bir nedenselliğin bulunmadığını ortaya koymaktadır.

Prof. Dr. Murat KARAGÖZ ve Yrd. Doç. Dr. Kadir KARAGÖZ’ün SAYIŞTAY Dergisi’nde (Sayı: 76) yayınlanan makalelerinin tam metnini aşağıdaki başlığın üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz:

YOLSUZLUK, EKONOMİK BÜYÜME VE KAMU HARCAMALARI: TÜRKİYE İÇİN AMPİRİK BİR ANALİZ

En Son Haberler YENİ

Siyasal İletişimde Hikaye yada Strateji:…

Siyasal İletişimde Hikaye yada Strateji:Efsaneler,Gerçekler...

Prof. Dr. Ferruh Uztuğ Türkiye’de siya…

Devamını Oku...

Propaganda Seçmen Davranışlarını Ne Kada…

Liberalizmin Soy Kütüğü…

Liberalizmin Soy Kütüğü

Yıldız Teknik Ünv. Sosyoloji B…

Devamını Oku...

Dünya Görüşü, Varlık Tasavvuru ve Düzen…

Dünya Görüşü, Varlık Tasavvuru ve Düzen Fikri: Medeniyet Kavramına Giriş

Doç. Dr. İbrahim Kalın “…

Devamını Oku...

“Stratejik Vizyon” Ödülleri Sahiplerini…

“Stratejik Vizyon” Ödülleri Sahiplerini Buldu

Ülkemizin önde gelen düşünce kuruluşlar

Devamını Oku...

Avrupa'nın gelecek senaryoları; İki çemb…

Avrupa'nın gelecek senaryoları; İki çemberli Avrupa…

Dr. Bahadır Kaleağası Paris Bosphorus…

Devamını Oku...

Güç ve Adalete “Orantılı Risk - Karşılık…

Güç ve Adalete “Orantılı Risk - Karşılıklı Bağımlılık” ile Ulaşılabilir

( TGRT Televizyonu BAŞBAŞA Programı Röpo

Devamını Oku...

"Dünyanın karizmatik liderlere ihtiyacı…

Kimlik çatışmaları üzerine yaptığı çalış…

Devamını Oku...

Siyasette Başarının Anahtarı…

İngiltere'de Siyasetin Paradigmaları…

Prev
Next
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

Çok Okunan Makaleler

Sertifikalı Siyasal Eğitim Pro…

Sertifikalı Siyasal Eğitim Programı

“SİYASET OKULU” PROJESİsp;

Devamını Oku...

Seçim Sistemleri…

<!-- /* Font Definitions */ @font…

Devamını Oku...

İngilizce Makaleler…

Kadromuz…

Türkiye'de Seçimler…

<!-- /* Font Definitions */ @font…

Devamını Oku...

“Kamuoyu Oluşturma” ve “Gündem…

Türkiye’de gündem belirleme konusunda ça…

Devamını Oku...

Kamuoyu…

KAMUOYU Kamuoyu kavramı, siyaset b…

Devamını Oku...

Çalışma Konularımız…

- Küresel süreçte Türk siyasetindeki ge…

Devamını Oku...

Niçin Siyasal İletişim Enstitü…

Niçin Siyasal İletişim Enstitüsü

“Türkiye Değerler Araştırması”nın so…

Devamını Oku...

İngilizce Kitaplar…

İngilizce Kitaplar

Siyasal İletişim alanını doğrudan veya d…

Devamını Oku...

Prev
Next
  • 1
  • 2
  • 3