Siyasal İletişim Enstitüsü

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Haber

Halk kurumlarımıza ne kadar güveniyor?

Halk kurumlarımıza ne kadar güveniyor?


A&G Araştırma şirketinin Habertürk televizyon kanalı için yaptığı “kurumlara güven” araştırmasından ilginç sonuçlar çıktı. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında Türk halkının kurumlara yönelik güveninin son aylarda ciddi oranda düştüğü görülüyor. Daha önceki araştırmalarda Türk halkının en güvendiği kurum olarak Türk Silahlı Kuvvetleri çıkıyordu; A&G şirketinin araştırmasından da halen TSK’nın en güvenilir kurum olduğu görülüyor.

Türk halkı araştırma sonuçlarına göre %78.6 ile en çok TSK’ya, ardından %60.8 ile polise, %58.3 ile yargıya, %54 ile Cumhurbaşkanına, %53.6 TBMM’ye ve %46.4 ile de Başbakana güveniyor.

Güvenilirlik sıralamasında askere ve polise olan güvenin yargı, Meclis, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın önüne geçmesi dikkat çekiyor. Daha önceki güven araştırmalarında yargıya güven yüzde 80’ler düzeyinde iken bu araştırmada yüzde 60’ın altına düştüğü görülüyor. Kamuoyunda son aylarda yargı üzerinden yapılan tartışmaların bu kurumun itibarını zedelediği ve güvenilirliğine zarar verdiği anlaşılıyor.

Milli iradenin temsil yeri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı halkın güveninin azalması da ülkemizin demokratikleşme çabaları açısından kaygı verici olarak değerlendirilmelidir. Halkın neredeyse yarısının Meclis’e karşı güvensizlik ifade etmesinin üzerinde mutlaka durulmalı, halkın kaygılarını giderecek, güvenini yeniden sağlayabilecek adımlar yeni yasama dönemi başlar başlamaz atılmalıdır.
 
Çünkü Meclis’in itibarını koruması, halkın güvenini tesis etmesi, ülkemizin demokrasi, özgürlükler ve insan hakları konusundaki vizyonu için büyük önem arz etmektedir.

“Kurumlara güven” araştırmasından çıkan sonuçlar, ülkemizin stratejik önem taşıyan tüm kurumlarını “şapkalarını önlerine koyup düşünmeye” sevk etmelidir. Hele ki Cumhurbaşkanlığı gibi ülkemizin en önemli kurumuna karşı halkın güveninin %54’te kalması, mutlaka bir yerlerde bir şeylerin yanlış yapıldığının göstergesi olarak değerlendirilmeli ve gecikmeden gerekli önlemler alınmalıdır.
 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yeni Dönemi

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yeni Dönemi

TBMM yeni yasama yılına yeni "İç tüzük" değişikliğini uygulayarak girecek. TBMM'de, iç tüzük değişikliğinde ve Meclis'in fiziki yapısında uygulanmaya başlanan değişiklikler hayata geçmeye başladı. Meclis kampüsü içinde yeni halkla ilişkiler binasının inşaat çalışmaları devam ederken, Meclis'i gizli kameralarla koruma projesi kapsamındaki çalışmalara da hız verildi.

TBMM Başkanı Köksal Toptan tarafından hazırlanan ve 2. yasama yılında Anayasa Komisyonu'nda görüşülerek kabul edilen ve yeni yasama yılında da Genel Kurul'da görüşülecek olan yeni İç tüzük değişikliği pek çok yenilik getiriyor.

İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ
Meclis tarihinde ilk kez Genel Kurul'da katip üyeler yerine eğitimli spikerler görev yapacak. Genel Kuruldaki evrak okuma görevi, katip üyeler yerine Başkanlık Divanınca belirlenecek, spikerlik eğitimi almış görevliler tarafından yerine getirilecek.Sivil toplum kuruluşlarının yasama çalışmalarına daha aktif bir şekilde katılmaları sağlanacak. Komisyonlara, hükümet temsilcisi ve uzmanlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de çağrılacak.

YASAMA FAALİYETLERİNE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ DE KATILACAK
Komisyonlara, hükümet temsilcisi ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de çağrılacak. Komisyonlar, gündemiyle ilgili sivil toplum kuruluşlarından yazılı veya sözlü görüş isteyebilecekler. Bütçe kesin hesap ve faaliyet raporlarının görüşülmesi de yeni esaslara bağlanıyor. Buna göre Plan ve Bütçe Komisyonu, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerini, kesin hesaplarını ve faaliyet raporlarını ilgili komisyonlara, mahalli idarelerin genel faaliyet raporunu ise İçişleri Komisyonuna gönderecek. Komisyonlar, bütçeler ve kesin hesaplarla ilgili görüşlerini iki ayrı rapor halinde kendilerine havale tarihinden itibaren 10 gün içinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna iletecek.

ALT KOMİSYONLAR KURULACAK
İçtüzük değişikliğine göre; Plan ve Bütçe Komisyonunda, "Bütçe" ve "Kesin Hesap" olmak üzere iki ayrı alt komisyon kurulacak. Bütçe alt komisyonu, bütçe kanunu tasarısı ve ekleri ile diğer komisyonlar tarafından idare bütçeleriyle ilgili hazırlanıp gönderilen raporları görüşecek. Kesin hesap alt komisyonu ise kesin hesap kanunu tasarısı ve ekinde yer alan belgeleri, genel uygunluk bildirimini, Sayıştay raporları ile diğer komisyonlardan gelecek kesin hesap ve faaliyet raporları hakkındaki raporları ele alacak. Alt komisyonlar hazırladıkları raporları, Plan ve Bütçe Komisyonuna sunacaklar.

SAYIŞTAY RAPORLARININ GÖRÜŞÜLMESİ
 

Plan ve Bütçe Komisyonu, Sayıştay tarafından sunulan raporları, ilgili komisyonlara havale edilmesi için TBMM Başkanlığına sunacak. Komisyonlar, kendilerine gönderilen raporlarla ilgili görüşlerini 30 gün içinde Plan ve Bütçe Komisyonuna iletecekler. Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek.TBMM Başkanlığına sunulan Sayıştay raporları, genel görüşme konusu olacak. Genel Kurulda bu raporlar üzerinde siyasi parti gruplarına, komisyona, hükümete ve şahısları adına 2 milletvekiline söz verilecek. Sayıştay tarafından sunulan, ancak yasama döneminin sonuna kadar Plan ve Bütçe Komisyonu'nda ya da Genel Kurul'da görüşülmeyen raporlar hükümsüz sayılacak.


Türkiye-Afrika zirvesinden Barış, Adalet ve Özgürlük talebi çıktı

Türkiye-Afrika zirvesinden Barış, Adalet ve Özgürlük talebi çıktı

“Ortak Bir Gelecek İçin Dayanışma ve İşbirliği" sloganıyla düzenlenen Türkiye-Afrika zirve toplantısına, Afrika Birliği (AfB) üyesi ülkelerden devlet başkanı, başbakan, başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı düzeyinde katılım oldu.

Çırağan Sarayı'nda gerçekleştirilen Türkiye Afrika İşbirliği Zirvesi'nin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Gül, zirveye ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.

Türkiye Afrika ortaklığına ilişkin "İstanbul Deklarasyonu"nun da kabul edildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bu ortaklığa işlerlik kazandıracak işbirliği programını da bu vesileyle onayladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, benimsenen bu işbirliği programı kapsamında izleme mekanizmasının öngörüldüğünü belirterek, "Buna göre Türkiye Afrika İşbirliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirve Toplantısının 5 yılda bir düzenlenmesinin kararlaştırdık" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, belirlenen takvime göre 2. zirvenin 2013 yılında bu kez bir Afrika ülkesinde gerçekleştirileceğini söyledi. Dışişleri bakanlarının ve üst düzey yöneticilerin de dönemsel aralıklarla bir araya gelmelerinin ve yürütülecek çalışmaların gözden geçirilmesinde de mutabık kalındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, aynı zamanda Türk işadamlarının bu ülkelerde yapacağı yatırımlara önemli yer ayrıldığını belirterek, "İstanbul Zirvesi'nin Türk ve Afrika halklarına refah ve esenlik getirmesini temenni ediyorum" diye konuştu.

İstanbul deklarasyonu

Zirvesinin sona ermesinin ardından, "Türkiye-Afrika Ortaklığı İstanbul Deklarasyonu" yayınlandı. Deklarasyonda, Türkiye'nin Afrika'nın stratejik ortaklarından biri olarak ilan edilmesinden, Türkiye'nin Afrika'ya açılım politikasından, 2005 yılının Türkiye'de "Afrika Yılı" ilan edilmesinden ve Afrika'nın dünyanın diğer bölgeleriyle stratejik ortaklıklar kurma politikasından duyulan memnuniyet dile getirildi.

Afrika ülkeleriyle Türkiye arasında BM çerçevesinde mevcut işbirliğinin de memnuniyetle karşılandığı deklarasyonda, bu işbirliğinin her iki tarafın yararına olacak şekilde daha da gelişeceği ümidine yer verildi.

Deklarasyonda, Afrika ve Türkiye'nin, uluslararası hukuka saygı, demokrasi, insan hakları ve hukukuna riayet, silahsızlanma, terörizmin önlenmesi ve terörizmle mücadele, nükleer ve diğer kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi, sosyal adalet, açlık ve fakirliğin ortadan kaldırılması ilkelerine bağlı kalarak barış, güvenlik ve işbirliğini geliştirmek yönünde kararlı oldukları belirtildi.

Afrika Birliğinin kıtadaki çatışmaların önlenmesi, yönetimi ve çözüme kavuşturulması konularındaki rolünün önemine atıfta bulunulan deklarasyonda, Afrika Birliği bünyesinde Barış ve Güvenlik Konseyi ile Afrika Hazır Gücünün kurulmasından duyulan memnuniyet dile getirildi.

Deklarasyonda, Afrikalılar tarafından geliştirilmiş kapsamlı bir kalkınma programı ve Afrika Birliğinin kalkınmaya ilişkin başvuru kaynağı olan "Afrika Kalkınması İçin Yeni Ortaklık" (NEPAD) girişiminin kabulünden memnuniyet duyulduğu ifade edildi.

21.yüzyılın başlangıcında, dünyada ciddi istikrarsızlık kaynağı olan faktörlerin hala mevcut olduğuna işaret edilen deklarasyonda, Kuzey ile Güney arasında büyük bir fark bulunduğu ve bu durumun barış ve kalkınma üzerinde olumsuz etkiler yarattığı kaydedildi.

BM tarafından tanımlandığı şekliyle Binyıl Kalkınma Hedefleri'ne 2015 yılına kadar ulaşılmasının ve Afrika'da bu hedeflere varılması için mali kaynaklara erişimin önemine değinilen deklarasyonda, sürdürülebilir ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınma arayışında, enerji, iklim değişikliği ve çölleşmeye karşı mücadelenin ve HIV/AIDS, verem, sıtma ve diğer bulaşıcı hastalıklarla savaşın gerekliliğine vurgu yapıldı.

Deklarasyonda, Afrika ülkelerinin küreselleşmeye uyumda özel güçlüklerle karşılaşmakta olduklarından duyulan kaygı dile getirilerek, küreselleşme sürecinin tüm ülkeler için pozitif bir güç olmasını sağlanması zorunluluğu not edildi.

Deklarasyonda, Mayıs 2001'de Belçika'da düzenlenen BM En Az Gelişmiş Ülkeler 4'üncü Konferansı sırasında Brüksel'de kabul edilen "2001-2010 İçin En Az Gelişmiş Ülkeler Eylem Programı"na ve Almatı-Kazakistan'da 2003 yılında kabul edilen "Denize Kıyısı Olmayan, Transit Gelişmekte Olan Ülkelere Dair Almatı Eylem Planı"na olan bağlılık yinelendi.

Deklarasyonda, istikrarlı ve hızlı bir biçimde büyüyen Afrika ekonomilerinin sunduğu yeni ekonomik fırsatların yanında, geçen 10 yıl boyunca sürdürülen, Afrika ülkeleriyle Türkiye arasındaki işbirliğinin olumlu sonuçları not edilirken, Türkiye-Afrika ortaklığının, somut bir eylem planına ve uygulama modalitelerine olumlu bir zemin hazırlayacak, eşitliğe, karşılıklı saygı ve yarara dayalı ortak diyalog için uygun bir çerçeve oluşturduğuna dair mutabakat dile getirildi.

Ortaklığa rehberlik edecek ilkeler

Deklarasyonda, Afrika-Türkiye Ortaklığına şu ilkelerin rehberlik edeceği bildirildi:

1- BM Şartındaki ilkelere, Afrika Birliğinin Kurucu Senedine, Barış İçinde Birlikte Yaşama'nın 5 İlkesine ve devletler arasındaki ilişkileri yöneten, evrensel olarak tanınmış diğer ilkelere saygının yanında, devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ve uluslararası yargının suiistimal edilmemesi ilkesine bağlılık.

2- Bütün devletlerin uluslararası meselelere eşit düzeyde katılım hakkı.

3- Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl yollarda çözümlenmesi ve devletler arasındaki ihtilafların güç kullanımı veya güç kullanımı tehdidi yerine görüşme, dayanışma veya diğer barışçıl yollarla çözümü ilkesine bağlılık.

4- Uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında BM Güvenlik Konseyinin önde gelen rolü ve Afrika Birliğinin Barış ve Güvenlik Konseyi aracılığıyla Afrika'daki uyuşmazlıkların önlenmesi, yönetimi ve çözümünde hızla büyüyen tamamlayıcı rolün tanınması.

5- İnsan haklarının evrenselliği ve temel özgürlüklere saygının yanı sıra, her devletin kendi ulusal koşullarını göz önünde bulundurarak kendi kalkınma seyrini, kendi sosyal sistemini ve yaşam tarzını seçme hakkı.

6- Küreselleşme sürecinin potansiyel olarak kuvvetli ve dinamik gücüyle büyümeye, yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmasını sağlayacak karşılıklı bağımlılık. Bununla birlikte Türkiye ve Afrika, bazı ülkeler küreselleşme sürecinin nimetlerinden yararlanırken çoğu Afrika ülkesinin küreselleşen dünya ekonomisi içinde marjinalleştiğini endişeyle kaydederler.

7- Küreselleşmenin, sürdürülebilir kalkınmayı amaçlayan tüm devletlere, özellikle de Afrikalı devletlere yarar sağlayacak biçimde, açık, adil, önceden kestirilebilir ve kurala bağlı çok taraflı ticari ve mali sistemlere sahip olmasına duyulan ihtiyaç.

8- Afrika Birliği'nin alt bölgelerde işbirliğinin ve kıta bütünleşmesinin pekiştirilmesi yönünde Afrika Bölgesel Ekonomik Toplulukları'nın rollerini güçlendirme yolunda sarf ettiği çabaların takdir edilmesi.

9- Şubat 2008'de Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları 10. Olağan Zirvesi sırasında da telaffuz edildiği gibi, Afrika'nın hızla sanayileşmesini sağlayacak tecrübe paylaşımlarına duyulan ihtiyaç.

10- Terörizmin her çeşit tezahürüne karşı ve bu belayı ortadan kaldırmak amacıyla verilen mücadelede işbirliğini geliştirme zorunluluğu.

11- Türkiye-Afrika Ortaklığının her düzeyde ve alanda pekiştirilerek daha ileriye götürülmesine ve Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında eşitlik ve karşılıklı yarar üzerine kurulu uzun vadeli ve istikrarlı bir ortaklık kurulmasına duyulan ihtiyaç.
(Ajanslar)

TASAM'ın düzenlediği Türkiye-Afrika STK Forumu’nun İstanbul Deklarasyonu

TASAM'ın düzenlediği Türkiye-Afrika STK Forumu’nun İstanbul Deklarasyonu

1-Türkiye-Afrika Sivil Toplum Kuruluşları Forumu, 14-16 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul’da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir. Toplantı, TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından düzenlenmiş ve işbirliği ile kalkınma ana teması üzerine odaklanılmıştır. Toplantıya Afrika ülkelerinden doksan sivil toplum kuruluşu (STK), Afrika Birliği, medya , uzman kişiler ile Türkiye’den seksen beş STK katılmışlardır. Bu çerçevede, ekonomi ve kalkınma, ticaret, eğitim ve sağlık, demokrasi, insan hakları ve yönetişim, turizm ve çevre, bilim ve teknoloji, enerji, gençlik ve aile ile Afrika’nın uluslararası konumu ve Kıta’da barış ve istikrarın sağlanması üzerinde durulmuş, bu hususlarda, Türk STK’ları ile Afrikalı STK’lar arasında gerçekleştirilebilecek işbirliği alanları üzerinde görüş teatisinde bulunulmuştur.

2-Bu Forum sırasında, Türk ve Afrikalı STK’lar, Afrika’nın her alanda kalkınmasına, yönelik olarak birlikte çalışma kararı almışlardır. Bu kararın, 18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesine katılacak Devlet ve Hükümet Başkanlarının da dikkatlerine sunulması ve ilgili kamu otoritelerinin bu sürece olan desteğinin hayati öneminin vurgulanması oy birliği ile benimsenmiştir.

3-Söz konusu Forum’da, Türk ve Afrikalı STK’ların etkin bir işbirliğini gerçekleştirmeleri için ortak bir eylem planını da tespit etmeleri gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu eylem planı her şeyden evvel, Türk ve Afrikalı STK’lar arasında yeterli ve etkili düzeyde bir iletişim ağının kurulmasını öngörmektedir. Bu nedenle, insani ve kalkınma yardımları, yoksullukla mücadele, altyapı, eğitim, kültür ve gençlik, kadın ve aile etkinlikleri, sağlık, su ve gıda güvenliği, çevre, bilim ve teknoloji, insan hakları ve iyi yönetişim, barış ve güvenlik konularını içeren çalışma gruplarının oluşturulması kararlaştırılmıştır. Bu çalışma gruplarının iki yılda bir toplanarak tespit edecekleri eylem programları çerçevesinde, gerçekleştirilen etkinlikleri denetlemeleri, yapılması gerekenleri planlamaları, Türk ve Afrikalı STK’lar arasındaki işbirliğinin sağlanması suretiyle mümkün olabilecektir.

4-Türk ve Afrika STK Forumu bünyesinde bir Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları ve İşbirliği Platformu (USTKİP) kurulması da kararlaştırılmıştır. Böylelikle, Afrikalı STK’lar bilgi ve deneyimlerini USTKİP çatısı altında birleştirerek hem iletişim hem de işbirliği imkanlarını etkinleştirmiş olacaklardır. Platformun iletişim ağı olarak Türkçe ve Afrika Birliği resmi dillerinde www.ustkip.org adresinden yayın yapacak bir web portalı kurulması konusunda mutabakata varılmıştır.

5-Türk STK’ları acil durumlar, Afrika’nın kalkınması ve sanayileşmesi ile ilgili bütün konularda gerekli desteği ve yardımı sağlamaya hazırdırlar. Uluslararası suç ve terörizm gibi yükselen tehditler ve riskler üzerinde karşılıklı işbirliği konusunda görüş birliğine varılmıştır. Bu husus, Forum sırasında Afrikalı STK’lara iletilmiş ve çok olumlu bir şekilde karşılanmıştır.

6-Türk STK’larının programlı, etkin bir stratejiye dayalı çalışmalarını yukarıda zikredilen Çalışma Grupları aracılığı ile Afrika’da arttırmaları, Afrikalı benzer örgütlerle işbirliğinde bulunmaları, Afrika’nın sorunlarının çözümüne yardımcı olacak ve bu şekilde Kıta’da barış ve istikrarın yerleşmesine de katkıda bulunulacaktır. Ayrıca, Türk STK’larının Afrika’ya ilgileri, Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile olan her alandaki ilişkilerine olumlu etkide de bulunacaktır.

16 Ağustos 2008, İstanbul

Not: Daha detaylı bilgi için TASAM'ın web sayfasını (www.tasam.org) ziyaret edebilirsiniz.

 

“Kafkasya’nın enkazından çok kutuplu yeni bir dünya çıktı”

“Kafkasya’nın enkazından çok kutuplu yeni bir dünya çıktı”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD'nin dünya politikasına istediği gibi şekil vermekten vazgeçerek, yeni dünya düzeninde diğer ülkelerle gücü paylaşması gerektiğini söyledi.
Gül, İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesine verdiği demeçte, Kafkasya'daki çatışmanın enkazından çıkan yeni bir “çok kutuplu dünya” gördüğünü ifade etti. Bu çatışmanın, ABD'nin bundan böyle küresel politikaları tek başına şekillendiremeyeceğini, diğer ülkelerle güç paylaşımına gitmesi gerektiğini ortaya koyduğunu kaydeden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm dünyayı tek bir merkezden kontrol edebileceğinizi sanmıyorum. Büyük uluslar var. Muazzam nüfuslar var. Dünyanın bazı bölgelerinde inanılmaz ekonomik gelişmeler var. Öyleyse yapmamız gereken, tek yanlı eylemlerden ziyade, dünyayla hep birlikte hareket etmek, ortak kararlar almak ve sonuçlara varmak. Deyim yerindeyse, yeni dünya düzeni ortaya çıkıyor.”
"NÜKLEERLE MÜCADELENİN EN İYİ YOLU TECRİT DEĞİL"
ABD ve İsrail'in, İran'ın nükleer programıyla ilgili olarak en iyi mücadele yolunun bu ülkeye yaptırım uygulamak, cezalandırmak ve tecrit etmek yönündeki düşüncesine karşı çıkan Gül, “Nükleer meselesi, Irak, Kafkaslar, Afganistan gibi çok sayıda konu var. İran'ın kuşkusuz bu konulara biraz etkisi var ki, bunu konuşuyoruz” dedi.
Gül, İran'ın nükleer silah değil, nükleer enerji geliştirme hakkı olduğunu belirterek, “Bu bölgede kitle imha silahları görmek istemiyoruz. Komşumuz da olsa, kesinlikle bunu görmek istemiyoruz” diye konuştu.
TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞME SORUNU
İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesine verdiği demeçte Türkiye'nin demokratikleşme sürecinin önemine de işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, bu sürecin Güneydoğu sorunu dahil ülkenin bütün iç sorunlarını çözeceğini belirtti. Gül, “Bazıları terör, bazıları Güneydoğu sorunu, bazıları Kürt sorunu diyor. Ne derseniz deyin, bir çözüm bulacağız. Başka sorunlar da var: Laiklik ve laiklik karşıtlığı. Bu sorunlar da bu ortamda çözülecektir. Bunun için reform sürecine vurgu yapıyorum. Sorun şuydu: Demokrasi eksikliği, demokrasi standardı. Bu, sadece Güneydoğuda değil, başka konularda da sorunlar yaratıyordu. Standartları yükselttiğimiz zaman bu sorunlar çözüm bulacak”. (Anadolu Ajansı)

 

Sayfa 7 > 9
Siyasetin Stratejik Yol Haritaları
TASAM Siyasal İletişim Enstitüsü'nün yayınları siyasetçilere ve siyaset kurumuna rehberlik ediyor.

YAZARLARIMIZ

Prof. Dr.
Yavuz
ODABAŞI
Prof. Dr.
Aysel
AZİZ
Prof. Dr.
Hasret
ÇOMAK
Prof. Dr.
Füsun
ALVER
Prof. Dr.
Vural
ALTIN
Prof. Dr.
Murat
ÖZGEN
Prof. Dr.
Atilla
GİRGİN
Doç. Dr.
Ahmet
KALENDER
Doç. Dr.
Ferruh
UZTUĞ
Dr. Hıfzı
TOPUZ
Doç. Dr.
Yusuf
DEVRAN
Doç. Dr.
Mustafa
ŞENTOP
Doç. Dr.
Emine
YAVASGEL
Doç. Dr.
Emre
BAĞÇE
Prof. Dr.
Erkan
YÜKSEL

Yrd. Doç. Dr.
Zuhal ÖZEL
Yrd. Doç. Dr.
Fatoş
KARAHASAN
Doç. Dr.
Emel
AKÇA
Yrd. Doç. Dr.
Esra
KELOĞLU
Dr. Bahadır
KALEAĞASI

SİYASET

SİYASAL İLETİŞİM MERKEZLERİ Dünya'da siyasal iletişim konusunda çalışma yapan pek çok merkez, enstitü, dernek ve vakıf faaliyet göstermektedir. İlgili uluslararası gelişmeleri bu kurumların sitelerinden takip etmek için tıklayınız.

İnternette Siyaset